Apart Sempozyum Video Gösterim Çağrısı

Video Gösterim Çağrısı

Otorite, yalnızca kurumsal ya da hukuksal bir gücü değil; aynı zamanda gündelik hayatımızda düşüncelerimizde, dilimizde, belleğimizde, ilişkilerimizde, bedenimiz üzerinde ve temsil biçimlerimizde tezahür eden çok katmanlı bir denetim yapısını içerir. Weber, otoritenin meşru bir güç olduğunu ve bu meşruluğun kaynağının bazen gelenekte, bazen karizmatik figürlerde, bazen de rasyonel-yasal yapılarda bulunduğunu söyler. Ancak otoritenin doğası gereği, geçmişten günümüze bu meşruiyetin nasıl kurulduğu, kimler için işlediği ve kimleri dışarıda bıraktığı daima tartışma konusudur. Foucault’ya göre ise otorite, merkezî bir yapıdan değil, söylemlerden ve pratiklerden doğar; dolayısıyla bireyleri özneleştiren, onları biçimlendiren bir iktidar teknolojisidir. Bu bağlamda, otoriteyi sadece baskılayan bir güç olarak değil, aynı zamanda özneyi kuran bir araç olarak da düşünmek gerekir.

Otorite, yalnızca yukarıdan aşağıya işleyen hiyerarşik yapılarda değil, yatay ilişkilerde de varlık gösterir. Ailede ebeveyn-çocuk ilişkisi, okulda öğretmen-öğrenci dinamiği, arkadaş çevresinde grup normları ya da sosyal medyada algoritmaların kullanıcı üzerindeki etkisi otoritenin farklı ve çoğu zaman içkin biçimlerini üretir. Judith Butler’ın toplumsal cinsiyetin performatif doğasına dair çözümlemeleri otoritenin toplumsal roller üzerindeki etkisini görünür kılar: Normdan sapma, yalnızca cezalandırılmaz; aynı zamanda görünmezleştirilir, dışlanır ya da susturulur.

Sanat ve medya hem otoritenin yeniden üretildiği hem de sorgulandığı iki önemli alandır. Görsel temsil, bir söylem üretme aracıdır ve bu nedenle otoritenin en güçlü araçlarından biridir. Ancak aynı zamanda, bu araç geri çevrilebilir; kırılabilir, tersine çevrilebilir. Walter Benjamin’in politikleşmiş sanat fikri bu bağlamda kritik bir kavramsal çerçeve sunar. Estetik olanın politik olanla ilişkisi, otoriteyi çözümlemek ya da ona direniş alanları açmak için bir imkân olarak düşünülebilir. Bununla birlikte, otoriteye yalnızca karşı çıkmak değil, onun yapılarını, kendini nasıl inşa ettiğini, hangi mekanizmalarla var olduğunu anlamak ve bunu görünür kılmak da bir müdahale biçimidir.

24-25-26 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 3. Uluslararası Kısa Film, Video ve Fotoğraf Sempozyumu kapsamında izleyiciyle buluşacak olan video gösterimi için başvurular başladı. Bu yılki video seçkisi, otoritenin tüm yönlerine dair estetik, eleştirel ve deneysel müdahalelere alan açmayı amaçlıyor.

Görünmez Ağırlık başlığını taşıyan bu gösterim, otorite kavramı etrafında şekillenen, kavramsal ve estetik olarak bu temayı sorgulayan çalışmalardan oluşacak. Gösterimin küratörlüğünü video sanatçısı Tahir Ün ve Tuncer Mert Aydın üstleniyor.

Video çalışmalarının son gönderim tarihi 1 Eylül 2025 olarak belirlenmiştir.

Apart Sempozyum Creative Commons Atıf 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.